“ Haydarpaşaport ” ve “ Galataport ”

Siyasette demagojilerle doğruları yanlış, yanlışları doğru gösteren birçok çarpıtma gırla gidiyor. Politik polemikler arenasında ülkenin tarihî kültürel mirâsı “özelleştirme plânı” paravanında satılıyor.

Hararetli gündemin gürültüsünde, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun “yeni imar planı”nı onayladığı, mülkiyeti Devlet Demiryolları İşletmesi’nde bulunan İstanbul Haydarpaşa Garı limanı ve geri sahasını kapsayan bölgenin “dönüşüm projesi” perdesinde “ Haydarpaşaport ” olarak imara açılmasının Resmî Gazete’de yayınlanmasından sonra Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne ait Karaköy Salıpazarı kruvaziyer rıhtımı alanı da “Galataport” olarak ihâle ilânı bunlardan…
Salı günkü Amerikan başkanlık seçimleri için Amerikan Elçiliği’ne “seçim merkezi” olarak tahsis edilen Haydarpaşa Garı ile Kadıköy meydanı ve çevresi ihâlesinin Büyükşehir Belediyesi’nce Eylül’de İl Meclisi’nden geçirmesinin ardından, yine İstanbul’un en büyük limanlarından 112 bin 147 metrekarelik Karaköy liman alanı, 7-8 katlık turizm tesisleri, rezidans, alış veriş merkezleri, lüks otellerin yapımı için yeniden ihâleye çıkarılması kararı alındı. (Sabah, 14.9. 12; Milliyet, 25.10.2012)
Geçen yıl çatısında çıkan yangın üzerine, yetkililerin kara-deniz-demiryollarının birleştiği Anadolu yakasının en önemli limanı, olan ve Uluslararası Koruma Grubu korumasındaki İstanbul’un kimliğini oluşturan Haydarpaşa istasyonunun hızlı bir çalışma ile eski haline getirileceği, gar işlevinin sürdürülüp tarihî değerinin korunacağı vaadlerine rağmen, “Marmaray projesi”yle “ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle bir milyon metrekarelik yüzde 60’ının sahası “ihtiyaç fazlası” diye yapılaşmaya açıldı. Keza yeni imar plânı onaylanan Galataport projesiyle tarihî mekânın dokusu ve silueti değiştiriliyor. Karaköy ve çevresindeki tarihî sit alanındaki bölgede yer alan tarihî binalar gayrimenkul firmalarınca teknik ve fizikî açıdan yüksek kazançlı yatırımlar haline getiriliyor.
“BÜYÜK SOYGUN, VURGUN VE RANT”
Özetle ilgili kanunlar, kıyı yönetmelikleri ve imar plânları değiştirilip, yasaların arkasından dolanarak plânların bütünlüğü parçalanıp “kılıfına uydurularak” rant uğruna şehir âdeta organize talân ediyor. Tarihî verâseti, kültür hazinesi mekânlar yağmalanıyor, betonlaştırılıyor, tahrip ediliyor…
Böylece, ülkenin birçok stratejik tesisinin “özelleştirme” perdesinde satıldığı AKP iktidarında, Haydarpaşa ve Karaköy limanı ve alanları da satışa çıkarılıyor.
Aslında Haydarpaşa istasyonu ve sahası, 2005’te Fransa’da Uluslararası Emlak Sergisinde sergilenip sitesinde pazarlanmıştı. Yine aynı yıl Karaköy-Salıpazarı limanı “Galataport projesi” olarak ihâleye açılmış, katılan firmalar arasından 3 milyar 538 milyon Euroyla kumarbaz İsrailli iş adamı S. Ofer’in başkanı olduğu Royal Caribbean konsorsiyumuna verilmiş; ancak ihâle Danıştay’ın kararıyla iptal edilmişti.
Hatta bu hususta ilk AKP hükûmetinin Başbakan Yardımcısı ve ekonomiden sorumlu devlet Bakanı Abdüllatif Şener, Başbakan’ın “Galataport’u engelleyenleri tarihe havale ediyorum” yakınmasına karşı, “Erdoğan İsrail’li iş adamı Ofer’e Galataport ihâlesini veremediği için oldukça üzgün!” diye konuşmuş; “Başbakan, bildiğiniz gibi İstanbul’da Belediye Başkanlığı yapmış. Rant işini de çok iyi bilir. Galataport, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgun, soygun ve imar rantıdır” demişti.
Ve akabinde 2006’da Yahudi asıllı Ofer’e verilen ihâleyi engellediğini söyleyen Şener’in Erdoğan’a yönelttiği ve kamuoyuna açıklamasını istediği, “Galataport ihalesi verdiğiniz Ofer’le kaç kez görüştünüz? 5 kez mi, 6 kez mi? Ankara Bilkent Oteli’nde partinin kuruluş yıldönümü kutlanırken, otelin erzak kapısından yukarı Ofer’i aldırdınız mı, aldırmadınız mı? Otelde iki saat görüştünüz mü, görüşmediniz mi? Görüştüyseniz ne görüştünüz? Başka hangi ihâleleri verdiniz?” sorularına hiçbir cevap alamamıştı. (Gazeleteler, 9.10.2009)
KAMUOYUNDAN KAÇIRILIYOR
Gelinen safhada gündemin hayhuyunda yeniden kotarılan “Galataport” ile “Haydarpaşaport” rant ihâleleri gözden kaçırılıyor. Tıpkı yazın Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün bakımı üzerinden “İstanbulluların mağduriyeti”ni diline dolayan medyanın güya hükûmeti eleştirirken milyar dolarlık büyük ihâleleri iç sayfalarda geçiştirmesi gibi.
Bu açıdan Kızılcahamam toplantısında iki buçuk saatlik konuşmasında, “Maalesef burada da önümüze yine yargı çıktı” şikâyetiyle “dev şehir hastaneleri ihâlelerinin engellendiği”nden yakınan Başbakan’ın, Taksim’de başlatılan “yayalaştırma çalışması” üzerinden “Behey gafiller, biraz kendinize gelin!” diye yüklenirken, “Haydarpaşaport” ve daha evvel yargının ihâlesini iptal ettiği “Galataport” ihâleleri hakkında tek kelime ile değinmemesi çarpıcı.
Görünen o ki, garip çarpıtma ve cerbezelerle, “cambaza bak!” oyunuyla nazarlar saptırılıyor. Bediüzzaman’ın tesbitiyle “tehditlerle, korkularla, hilelerle efkâr-ı amme (kamuoyu) belli bir mecrâya çevriliyor. Milletin muhâkeme-i akliyesi (düşüncesi) az bir zamanda kapatılabiliyor.” (İşârât’ül İ’câz, 164)
“Haydarpaşaport” ve “Galataport” ihâlelerinin kotarılmasının kamuoyunun gözünden kaçırılması, son örneği…

Kaynak : www.sentezhaber.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s